İlk bebişiniz olduğunda üzerinizde herşeye rağmen bir cahil cesareti olur. 1000 küsür km lik yolculuğa çıkmayı tereddütsüz kabul edersiniz. El kadar bebek (2,5 aylık) dersiniz ne olacak ki dersiniz. Hem ağlasa ne kadar sesi çıkacak ki diye düşünürsünüz. Bir de herkesin çocuğu arabada uyuyormuş benimki de uyur diye umut edersiniz. Dersinizi fena alırsınız sonra. Bebeğiniz evdekinin 5 te 1 i kadar bile uyumaz. Bağırır mı bağırır. Hem anneye ham babaya fenalık geçirtir. İnsan bir daha yolculuğa çıkmaktan korkar hale gelir.
Sonra gel zaman git zaman bebeğiniz büyür. Abla olur. Hayat artık onunla o kadar da zor değildir. Ama şu süpriz bebek oğlan var ya sanki ablasını mumla aratacak gibidir. Abla 26 aylık, bebek 3,5 aylıktır. Neyse yine tatil zamanı gelir. Annenin yüreğini korku sarar ama baba vazgeçmez "Gidelim" der. "Gece yolculuğu yaparsak uyurlar. Ben de yorulursam çeker bir kenara dinlerim" der. Küçüğün uyku saatini göre hareket edilir. İlk anda her şey güzeldir. Güzel bir müzik açılır,insan kendini Amerikan filmlerinde zanneder. Ama az sonra annenin hem sağ hem sol tarafından bestesi, güftesi son derece özgün ezgiler yükselir. Bir araba koltuğu ve bir puset arasına sığmaya çalışan anne için en zor şeylerden biri de eşi arkayı göremediği için kaykılarak oturmak zorunda kalması olur. Yolculuğun ilk 4 saatinde ne Balsultan uyur ne Paşa Oğlan. Kontrol için durduran polisler bile onların sesi yüzünden yol verip gönderirler bizi. 4 saatten sonra bile yarım saat - 40 dk da ciyaklayarak ve zavallı baba dinlenmek için her durduğunda ikisi birden uyanarak atalarına rahmet okuturlar.
İki çocuklu anne işte bu amansız yolculuklar sonrasında seneye hatta öbür seneye kadar bir daha araba yolculuğuna çıkmama kararı alır. Cesareti ve azmi çok fena kırılmıştır, yerle bir edilmiştir.
Bu yazı aynı zamanda alternatif bir tatil yazısıdır. Öpüldünüz :)
Hosgeldiniz! Cok guldum okurken kusura bakma :) Biz de sizi opuyoruz :)
YanıtlaSilHoş bulduk Evrenciğim. Aslında tatilimizde daha komik neler neler vardı da yazmadım ben. Mesela babamın, oğlumun, kızımın ve eşimin aynı anda hasta olması. Mesela annemin benim denize girmeyi bırak ayağımı bile suya sokmam halinde "Üşütüyorsun sütünden çocuğa geçiyor" tacizleri. Mesela havanın biz gidince kışa dönmesi, biz buraya dönerken yeniden yaza dönmesi. Şanş budur kardeşim! slında bunları bir ara yazmalıyım, çünkü yaşanıp bitince bunlar insanı güldürüyor :) Sevgilerimle.
YanıtlaSilHoşgeldin:))) ağlanacak halime gülmek gibi bir durum ama bende okurken çok güldüm..
YanıtlaSilKızım diş çıkarıyor salya sümük huysuzluk karışık salata gibi uykusuzlukta ekşisi çok kaçmış sos misali..doğuma sadece 7gün kaldı tabii benim paşa oğlanda erkenden gelecem diye tutturmazsa.. yardımcı kadın şu sıra kendi derdine düşmüş gelmiyor bana da hiç yardımcı olmuyor..
bizim de tek hayalimiz arabayla her yere yolculuktu sadece kocamla biz bizeyken.. bu yaz tek çocukla zorunlu ders aldık seneye yazı düşünemiyorum..
ay çok öpüyorum buse..
:)))
Günlerdir, ne günleri, haftalardır halimi anlatmaya çalışıyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum.
YanıtlaSilBudur işte, budur iki çocuklu annenin hali.
Hoş bulduk Sevgili Anne. Ben de gülümsüyorum düşününce ama yolculuktan kalan şu bel ağrısı olmasa herhalde daha bir pozitif olabilirdim. Bu arada Allah sağlıkla bebeğini kucağına almayı nasip etsin de gerisi bir şekilde olup gidiyor. Ne demişler başa gelen çekilir :))) Kısıtlı tecrübeme dayanarak her günün ayrı bir meydan okumayla gelmekle olduğunu ama en zorunun ilk bir ay olduğunu gösteriyor. 7 gün kalmış ya sana en çok şimdi pozitif düşünceler göndermek gerekiyor. Ama şu yardımcı kadın olayını aman ihmal etme, bir an önce yanınızda olsun. Sevgilerimle.
YanıtlaSilAh Elif senin yazını ayrı bir merakla okuma nedenimde başıma gelebilecekleri önceden öngörebilmek :)
YanıtlaSilYorumun için teşekkürler :)
araba yolculuğu kabusu tanıdık geliyor :)
YanıtlaSilMerhaba Anne Kaleminden, Nedir bu yalnız olmamanın getirdiği dayanılmaz hafiflik hissi :) Çok kötüyüm biliyorummm :)
YanıtlaSil